Bir umuttur zaman... Bir mübhemdir zaman... İlerledikçe gerileyen, hep yeniden başlayan...
Pazartesi, Haziran 27, 2011
O-2
Yine yorgun ve bitkin bir halde evine döndü kadın. Evine her döndüğünde kendini kısıtlanmaya mahkum biri gibi hissediyordu. Failimeçhul yalnızlığı, eve döndüğü her zaman yüzüne vuruyordu, çarpıyordu. İsterdi ki, penceresinin önünde manolyalar olsun, bir gramafonu olsun, taş plakları olsun. Evine girdiğinde bütün ağırlığının kendi omuzları üzerinde olduğunu unutturmasını istediği nesneler olsun hayatında istemişti. Belki biraz alaturka, belki biraz otantik. Ama her zaman iç açan. Olmadı. Camını her açtığınca o esen hafif rüzgar ona bu hayallerinin asla gerçek olmayacağını söyledi. Olamayacağını.. Bir an herşeyi geride bırakıp delicesine koşmak istedi. Hayatında olan herkesi geride bırakmak, herkesi yoksaymak istedi. Bir an olsun bütün tabuları, kuralları yıkmak istedi. Zira artık ne yapacağını bilemez durumdaydı ama yine de hayatındaki zayiatların; elinde kalanlardan fazlalığı, gülüşmelerinin sayısından çok olması engelliyordu bütün yapacaklarını. Bunalmıştı ve sıkılmıştı artık hayattan. Ne yapabilirdi ki? Çaresizdi kadın. Onu tutan o zincirlerden kurtulamıyordu, yoktu anahtarları. Zincirlerinden başlayarak herşeyin kilidini açacak o küçücük anahtarı kim bünyesinde barındırıyordu acaba? Kitabını da bitirememişti. Hiç birşey yapmamasına rağmen o kitap bitmiyordu. Acı acı baktı kitaba. Sonra sövdü. Yapılması gerekeni değil de yapmayı istediklerini ne zaman yapacaktı, bunu düşündü. Daldı gitti o yalnızlığının oluşturduğu tek kişilik hayal alemine. Tek kişilikti hayal dünyası artık, evet. Çünkü yanlış yerlere kurmuştu hayallerini. Üzerlerinden yol geçti...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)